20 Şubat 2013 Çarşamba

IEPER, Birinci Dünya Savaşının Diğer Yüzü


  
Çocukluk yıllarım hikayeler ile geçti ama aslında hikaye değil de gerçekti her biri... Sayfalara mürekkeple değil, yüreklere kanla yazılmış destandı bunlar. Çanakkalemiz, Sakaryamız, Kocatepemiz, en son İzmirimiz'den denie dökene kadar her evden çoluk çocuk canını dişine takıp bağımsızlık için savaşan bir milletin destanıydı bunlar. Ne Kara Fatmalar duyduk ne Seyid Onbaşılar ama vakit geldi ve birde madalyonun öteki yüzünü görme imkanımız oldu. Bizim gibi onların da şehitlikleri, heykelleri, anıtları varmış yani. Milletimizi yermek gibi olmasın ama İstanbul'dan az nufusu olan bir ülkeye geldim öğrenci olarak ilk yaptıkları kolumuzdan tutup tarihlerini zorla dinlettirmek oldu acaba bizler neler yapıyoruz diye düşünmedim değil ama biliyorum ki daha ilk okul sıralarında Andımızı, İstiklal Marşımızı gözlerinden yaşlar akarak okuyan çocuklarımız daha Atamın uyuduğu yeri görmedi,daha Gelibolu'nun savaş kokan havasını solumadı. Biz kendi çocuklarımızı götürmezken elin gavuruylamı uğraşacağız demeden bizi gezdirdiler karda kışta çamurda... Ieper ya da Ypres nasıl duymak isterseniz oradaydık. 1. Dünya Savaşının izlerini silmiş gotik mimari yapısı ile devasa belediye binaları ve kiliseleri ile şehrin dimdik duruşunu seyrettirdiler. Bir tarafta Almanlar diğer tarafta İtilaf devletleri dediğimiz zamanın büyük güçleri Almanların Paris'e güneyden yada doğudan giremeyeceğini ve tek çarenin Kuzeyden gelebileceklerini tahmin edip bu şehre yığınla asker getirmişler. İşte bizim Gelibolunun bir örneği burası...

Birçok şehitlik gezdik ama yukarıda  gördüğünüz tek mezar taşına dikaktle bakarsanız "AGE 15" yani "YAŞ 15" yazısını göreceksiniz. Bizi özellikle buraya getirmişler. 15 yaşında bir şehidimiz var bakın aslında yasal yaş 18 ama bu genç vatanı için kendini feda etmiş dediler. Milliyetçi damarım kabardıkça kabarıyordu. Bir yandan bunları yapmadığımızı bildiğim için kendime hayıflanırken bir yandan da deşme elin yarasını tut kendini dedim durdum kendimce. Ama dayanamadım rehbere ben Türküm. Bu hikayelerden her şehrimizde var neredeyse nüfusumuzun yarısını kaybettik havada çarpışan mermi gördünüz siz hiç dedim. İnanmadılar ve netten fotoğraflarını gösterince "hmmm" demekle yetindiler. Ancak suç onlarda değil bizde bununda farkına varmamı sağladı. Öğrenmek için çok okumak da yetmiyor gezip görmek de gerekıyormus bunu da öğrendim. İkili resim grubununda  soldaki resme bakarsanız göreceksınız kı Belçika'da bile Anzaklar varmış. Bu İngilizler zeki adamlarmış vesselam, anladık... Gelibolu'dan Belçika'ya kadar her yere Hintlileri Anzakları Afrikalıları getirip koymuşlar adalarından adım atmadan dünya savaşları yaratmışlar tıpkı şimdiki Amerikanın yaptığı gibi. 


 Birçok anıtları var dedik ama bir tanesi çok önemli onlar için her gece orada hayat duruyor. 4 adet askeri bando görevlisi gelip bir seramoni yapılıyor ve çiçekler sunuluyor şehrin göbeğinde ki devasa anıtta. "Menin Gate Memorial" diye geçiyor adı. Saat 19.30 oldumu trafik duruyor herkes susuyor sadece birkaç konuşmacı saygılarını ve minnetlerini sunuyor. 
Bu da çok hoşuma gitti. Hiç unutmamak için yapılmış birşey. Bir başka ayrıntı da bu şehir dünyada ilk gaz bombalarının kullanıldığı yer o yüzden çok ölüm yaşanmış. Almanlar sıkı savaşmış burda hiçbir şehitlik 9000'in altında değil sayı olarak. Çoğu isimli ama büyük isimsiz toplu mezarlıklar da var. Bir tanesi de etkileyici bir hikayeye sahip. Bir grup Alman lise öğrencisi savaş var diye trene bindirilip bu tarafa gönderilmiş ama resmen katliam olmuş hepsi şehit düşmüş ve çok önemli bir Ace-Pilot diye adlandırılan birisi de burada yatıyormuş yaklaşık 40 civarında düşürdüğü uçak olduğunu söylediler. Tabiki bu gezi bir açık hava müzesi tarzında oldu birçok yeni yer görmenin yanında yeni bir bakış açısı da kazandım. Önerim var tabiki öncelikle bizim topraklarımızda gezilmedik müze gezilmedik savaş alanı bırakmadıktan sonra buraları ziyaret edebilirsiniz. "Peh" bunlarda neymiş dedirtecek şeyler duyacaksınız ama duymakta fayda var. bolca fotoğraf çekme imkanınız olacaktır. Zaman ayarlı top mermileri kıyafetler ve askerlerin sığınacak bır tepe bile olmayan bu düz topraklarda sığınmak için yer altına kazdıkları sığınakların temsili şeklinin içinde gezinme fırsatınız olacaktır. Biraz da şehirden bahsetmek istiyorum ki klasik Belçika şehirlerinden birtanesi ama her şehirde birbirine benzeyen yapılardan burada bulacağınıza eminim. Biz görmeye pek alışık olmadığımız ilginç gelsede bir süre sonra hepsi göze aynı gelmeye başlıyor. Son fotoğraftaki binanın karşısındaki meşhur "French Fries" bizim dilimizle "Kızarmış Patatesci" de güzel bir patates yiyip dışarıyı izlerken meşhur Belçika biralarindan birinin tadına bakmanızı tavsiye ederim özellikle hava soğuksa çok tatlı olacatır ve tavsiyem "Leffe Black" bu birayı denemelisiniz. Afiyet olsun.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder